şirket psikoterapisi

Şirketler ve psikoterapi

ŞİRKETLER PSİKOTERAPİ DEN YARARLANMALI Mİ ?

Bireysel psikoterapi ya da grup terapisi gibi şirketsel psikoterapi de ihtiyaç mı? Elbette düşünülmeli, nasıl ki bireylerin veya grubun psikolojik yapıları kişilerin ve toplumların davranışlarına yön veriyorsa şirkete hakim olan kurumsal psikoloji de şirketleri derinden etkilemekte, karlılıklarını ve ömürlerini belirlemektedir.

Çünkü her ne kadar kurumsal bir organizasyondan, mekanizmadan bahsetsek de şirkette üretimi yapanlar ve yönetenler de insanlar. Dolayısıyla maddi bir yapının yanında insan sermayesinin manevi yapısını da değerlendirmeye ihtiyaç vardır.

Nasıl ki insan sadece bedenden ibaret değil ruhu da varsa, firmaların da manevi yapıları firmayı kurup yaşatmakta ve ona vücut vermektedir. Ruhu var, canlı ama ruh sağlığı bozuksa zorlukları ve bir bedeli olduğu gibi, ruh sağlığı iyiyse veya sorun olsa bile tedavi edildiyse, bunun da maddi manevi avantajları ve yaşam kalitesi olmaktadır.

Ruh sağlığı iyi olan insanların beden sağlığı ve sosyal ilişkilerinde de daha az sorun yaşadıkları ve uzun ömürlü oldukları bilinmektedir. Aynı şekilde psikososyal açıdan sağlıklı toplumların daha az sorun yaşadıkları, uzun ömürlü oldukları ve refah düzeylerinin yüksel olduğu ortadadır.

Kişilerin hayatlarında sık yaşadıkları sorunlar onların ruh sağlıkları hakkında fikir verdiği gibi şirketlerde de sık yaşanan, özellikle tekrarlanan sorunlara bakıldığında şirketin kurumsal psikolojisindeki patolojiler hakkında fikir vermektedir.

İnsanların günlük hayatta karşılaştıkları her problemin, onların psikolojik yapılarıyla, yaşam tarzlarıyla ve kişilikleriyle ilişkisi, bir nedenselliği vardır. İnsanlar ruhsal sorunlarını kendi kendilerine tedavi edemezler, huylarını değiştiremezler, kendi kendilerini ameliyat edemedikleri gibi.

PSİKOTERAPİNİN YARARLARI

Kişiler Psikoterapi görürlerse yaşam kaliteleri artar. İnsan ilişkileri, aile hayatları, beden sağlıkları iyileşir, işlerindeki başarılırı artar ve daha çok kazanırlar. Özetle hayatın işlevini bozan, aksatan zorlukları ortadan kalkar veya azalır.

ŞİRKETLERİMİZ YÖNÜNDEN PSİKOTERAPİ NİN ÖNEMİ

Şirketler de isterlerse psikoterapi alarak yaşadıkları maddi manevi problemlerini azaltarak kurumsal sağlıklarını iyileştirebilir, karlılıklarını arttırabilir ve yapılarını güçlendirerek şirket ömürlerini uzatabilirler.

Aksi halde ülkemizde şirketlerin başına ne geliyorsa, ömürleri ne kadarsa, her şirketin akıbeti aynı olacak demektir. ATO yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye’de şirket yaş ortalaması 12 sene. Buna karşılık uluslararası şirketlerin ortalama yaşı 40-50 sene.

Dünya Bankası’nın verilerine göre, Türkiye’de kurulan işletmelerin yüzde 80’inin 5’inci yılına, yüzde 96’sının ise 10’ıncı yılına dahi ulaşamadan yok olmaktadır. Şirketlerin yalnızca yüzde 1.8’i 40 yıldan uzun süre ayakta kalabiliyor. Tabloya bakıldığında ülke gerçeğimiz maalesef pek iç açıcı değildir.

Firmalarda yaşanan kurum içi sorunların ruhsal bir boyutu vardır, aynen insanlarda olduğu gibi şirketler de ruhsal sorunlar yaşar. Kurumlarda yaşanan sorunlar şirket yönetimiyle doğrudan ilgilidir, bütün bedenimizi beynimizin idare ettiği gibi.

Şirketlerde de yaşanan her türlü sorunun, özellikle tekrarlanan sorunların tepe yöneticinin kişiliği, ve ruhsal yapısıyla, çocukluk travmalarıyla yakinen ilişkisi vardır, bu kişilik özelliklerinin, hassasiyetlerinin kurum kültürüne yansıması şeklinde de olabilir. 

Dolayısıyla tepe yöneticinin bireysel terapiye devam ederken, ona bağlı üst yönetimin de grup terapisine, çalışmalarına katılması şeklinde bir yaklaşım, şirkette yaşanan sorunların azalması, şirketin kurumsal yapısının güçlenmesi ve karlılığının artması sonuçlarını doğuracaktır.

Özetle patron terapiye giderse şirket iyileşir, işyerinde yaşanan sorunlar azalır, verimlilik artar ve şirket ömrü uzar. 

Şirket, sorunlarının çözümünde klasik yöntemlere ilaveten psikolojinin sunduğu çözümleri de denenebilirler. Ama şirket sahipleri veya tepe yöneticileri tıpkı bireylerin de yaptığı gibi, “sorun var tamam ama ben böyle devam etmek ve çözebildiğim kadar kendim idare edeceğim” demek hakkına da sahipler tabi. Buna da hiç bir şey denemez.